Translate

metod etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
metod etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2014 Cumartesi

Kısıtlamalar ve mutluluk

İnsanın doğası özgür iradeyle seçim yapabilmeyi ister (insan doğası son yıllarda değişmiştir ama bu konumuzun şimdilik dışında; bu kısım aynı kalmıştır.), dolayısıyla özgür iradesini kısıtlayan her olgu, ortam ve kural onun bir şekilde nihai mutluluğa ulaşmasına engel olmaktadır ve her türlü mutsuzluğun altında da aslında bu neden yatmaktadır.
Örneğin, zenginliğin her zaman mutluluğu getirmemesi de bu yüzdendir. Kişi maddi açıdan her istediğini yapabiliyor olsa da ailevi ya da başka nedenlerden ötürü istediği gibi davranamıyorsa nihai mutluluğa erişmesi zordur. Çok para kazanan ama sürekli çalışan ve iş dışında istediği şeylere zaman ayıramayan insanların çoğu zaman istedikleri kadar mutlu olmamaları gibi (hakikaten tek istediği para kazanmaksa durum değişir tabi, ancak ben boyle birisini hic gormedim...)
Aynı şekilde, fakirlik de başlı başına özgür irade kısıtlayıcı bir etmen olduğu için fakirlerin çoğu aynı zaman da mutsuzdurlar, maddi imkansızlıklardan otürü normalde özgür iradesiyle seçeceği şeyleri seçemediği için kişi mutsuzlaşır, bazen bu kıskançlığa hatta suç işlemeye kadar götürebilir. Diğer yandan, özgür iradesiyle seçtikleri elindeki kısıtlı imkanlarla örtüşen, diğer bir değişle "aza tamah eden" insanlarsa ne kadar fakir olurlarsa olsunlar mutluluğun getirdiği hazzı yaşarlar.
Diğer bir örnek olarak da kişinin inancını ya da politik görüşünü verebiliriz. Normalde özgür iradesiyle seçeceği şeyleri dini inancının ya da politik görüşünün etkisiyle seçmeyen insanlar içten içe bunun huzursuzluğunu duyarlar ve ötekileştirmeye de çok daha yatkındırlar. Bu insanlar  (dindar olanlar için), dini vecibelerini yerine getirirken büyük ihtimalle içlerinde huzuru hissederler (çünkü o sırada kısıtlamaların etkileri geçici olarak ortadan kalkmıştır) ancak daha sonrasında kısıtlamalar geri döndüğünde tekrar huzursuzluğu hissetmeye başlarlar. Yine "aza tamah eden", yani dini inancının ya da politik görüşünün getirdiği kısıtlamaların ötesindekileri hakikaten istemeyen, onlarda gözü olmayan dindar/politik insanlar daha barışçıl ve ötekileştirmeyen insanlardır.

Tabi bundan mutlu kalmak için sürekli aza tamah etmemiz gerektiği anlamını çıkarmamamız lazım. İhtiyacını hissediyorsak her zaman daha fazlasını istemeliyiz ve bunun için çalışmalıyız, ancak bu istekler yüzünden gelecek korkusu geliştirmek ve kendimizi strese sokmak bizi mutluluk yolculuğunda geriye düşürecektir, en önemlisi de değişimden korkmamalı ve isteklerimizi aslında ne kadar istediğimizi ve buna bağlı olaraktan önümüze konulmuş tüm kuralları kalp-beyin ekseninde  (kısaca içgüdülerimizle) tarafsızca sorgulayabilmeliyiz.

4 Şubat 2014 Salı

Dunyanizi degistirmeye baslamak icin ermisler tarafindan atmanizin tavsiye edildigi 7 adim



1-) Sakin olun, rahatlayin!

 

Cok basit degil mi? Yok yok, ironik olarak soylemedim, hakikaten oyle, cok basit, sakin olun, ust uste derin nefesler alin, bir-kac saniye tutun ve yavasca birakin. Sizi o an strese sokan ne varsa bir kac saniyeligine unutun gitsin. Unutulmayacak kadar onemli mi? E peki ayiptir sormasi siz kendiniz ne kadar onemlisiniz? Bir kac saniye "feda ederekten" kendinize boyle bir iyilik yapmayi hak etmiyor musunuz? ihtiyac duydukca bu basit ve etkili yontemi kullanin.

2-) En onemli seyin cevrenizde olanlar degil "siz" oldugunun farkina varin.


Cocugunuzla ilgili bir dert yuzunden uyuyamiyor musunuz? Gelecek kaygisiyla hangi sertifikayi almaliyim diye her gun kendinizi strese mi sokuyorsunuz? Ya da cok riskli bir ise atilmak uzeresiniz ve o kotu olasiliklar beyninizin icinde dolanip duruyor mu? Peki o zaman soruyorum, neden? Cunku cocugum benim herseyim, cunku gelecegim onemli, cunku obur turlu altindan cikamayacagim bir borca girebilirim vs. vs. Cevablar tabi ki var, bu konular bu yuzden zaten sizi strese sokuyorlar. Ama su iki soruya ne cevap vereceksiniz merak ediyorum
        a-) Sizin bu kadar strese girmeniz sizi strese sokan o konunun cozulmesine yardimci oluyor mu? O stres sayesinde konunun uzerine dusuyorum diyenler, konu gercekten o kadar onemliyse, uzerine dusmeniz icin neden strese ihtiyaciniz var? Tembelim diyorsaniz, sizi o konuda tembellige surukleyen etmenlerin nedenleri uzerine hic dusundunuz mu?
        b-) velev ki "korktugunuz" basiniza geldi, kotu olasilik gerceklesti. Bunun gercekten kotu oldugunu nerden biliyorsunuz?
 "Aman dalga mi geciyorsun, cocugumun basina bir sey mi gelsin?" ya da "borcla batmanin neresi iyi?" dediginizi duyar gibiyim. Demek istedigim, siz cocugunuzun basina bir sey gelmemesi icin elinizden geleni yaptiktan sonra yine de basina bir sey geliyorsa bunun sizin disinizdaki bir etmen oldugunu niye gormek istemiyorsunuz? Unutmayin ki herseyi degistiremezsiniz, herseyin degismesine onemli katkida bulunabilirsiniz ama tek basiniza olmaz, bazen kendi cocugunuz bile olsa olmaz cunku sizin genlerini tasisa da o yasi ne olursa olsun bagimsiz bir birey, bu yuzden cevrenizdeki herseyin sorumlugunu omuzlarinizda tasimayi birakin! Eger bu meydana gelen olayin baska bir sekilde onlenebilecegini olay gerceklestikten sonra ogrendiyseniz kendinize kizmak yerine mutlu olmalisiniz (bkz. sonraki madde)

3-) Kendinizi sorgulamayi birakin

 

Lutfen derhal "eger soyle yapsaydim boyle olmazdi" ve "keske soyle yapsaydim" tarzi dusunceleri birakin. Unutmayiniz ki basiniza gelen her olay sizin ogrenme zincirinizde onemli bir halka, Bir seyi yanlis/eksik yaptiginiz icin kotu bir sey meydana geldigini dusunuyorsaniz yine unutmayiniz ki o seyin dogru ve eksizsiz yapimini bu sekilde ogrenmeniz gerekliymis ki o sekilde "yanlis/eksik" yapmissiniz (bu arada evrende yanlis diye bir sey yoktur!), sonucu ne kadar agir olursa olsun! Diger bir degisle, yaptiginiz sey aslinda o an yapabileceginiz en "eksiksiz" sey, bunun farkina varmaniz cok onemli.
Kendi kendinize her gun "bu gune kadar yaptigim hersey evrende o an yapabilecegim en mukemmel seylerdi" diye tekrarlayin, sayisi size kalmis. Ilk defa basliyorsaniz en basta 3 dakika sesli (ya da en azindan kisik sesli) olarak baslamanizi ve daha sonra yavas yavas arttirmanizi oneririm.

4-) Cevrenizdekileri sorgulamayi birakin

 

Cevrenizdekiler size davranmasi gerektigi gibi davranmiyorlar mi? Okulda, iste ya da herhangi baska bir yerde hakettiklerinizi alamiyor musunuz? Yaptiklariniz takdir edilmiyor mu?
Peki size bunlari yapanlarla iliskiniz nasil? Cevabi duyar gibi oldum, en iyisi "limoni" oldu. Peki size alternatif bir soru sorayim: size hayati bu sekilde "zehir eden"lerle tum yaptiklarina ragmen iyi iliski kurmayi denediniz mi? "Denedim ama ayni sekilde devam etti ben ne yapayim?" Peki hic durum degisene kadar boyle davranmayi denediniz mi? Tabi ki denemediz, buyuk ihtimalle de o yuzden su anda bunu okuyorsunuz. Onlar size bu sekilde olumsuz duygularla (ofke, korku, kiskanclik vs.) yaklastikca siz onlar sevgiyle (alttan alma, empati yapma gibi olumlu dusuncelerle birlikte) karsilik verin ve bunda israrci olun. Kendinize "Karsi taraf size neden boyle davraniyor olabilir? size yaptiginin yanlis oldugunu gormesini engelleyen ne gibi etmenler var? gecmiste yasadigi bir sey olabilir mi?" vs gibi empatik sorular sorun. Tum bunlarin kolay bir sey olmadigini ben de biliyorum, her birimiz cocuklugumuzdan beri bu tarz haksizliga ugradigimizi dusundugumuz bir durumla karsilastigimizda ayni sekilde tepki vermeye odakli yetistirildigimiz icin en basta bunlari degistirmek zor olabilir ve yine eskisi gibi tepki verebilirsiniz, boyle durumlarda birinci ve ucuncu maddeyleri hatirlayin: sakin olun ve kendinizi sorgulamayin, boyle seyler olur, degistirmeye calistiginiz seyler kolay seyler degil. Sabirli olun.
Eger bunlari yaparken kendi kendinize "iyi guzel de herkes bana boyle davranirken ben ayni sekilde kendimi savunmak yerine sevgiyle yaklasirsam okulda/iste hakettiklerimi nasi elde ederim?" diyorsaniz lutfen sonraki maddeye gecin.

5-) Kendinize ve evrene guvenin!

 

"Eger bunu yapmazsam ilerde is bulmam cok zorlasir" "Gidip soyle yapmazsam sirkette yukselmem imkansiz, hem zaten ben yapmazsam bir baskasi yapacak" Tum bu dusuncelerin temelinde insanin gelecek korkusu, onun temelinde de guven eksikligi vardir. Simdi sizden insanlarin cogunun yapmadigi bir seyi yapmanizi isteyecegim: kendinize guvenin ve "gercekten" bir seye ihtiyaciniz varsa bunun evren tarafindan bir sekilde size ulastiralacina inanmaya baslayin. Biliyorum pragmatik ve materyalist acidan dediklerim inanmasi imkansiz ve mantikli degil ancak gelecek korkunuzu sifira indirmek ve su anki kapitalist duzende devinmeye son vermek istiyorsaniz bir seylere inanmaya ve bunun sonucu olarak guvenmeye baslamaniz gerek. Burda devinmeden kastim yukarda ve onceki maddede degindigim olaylar. Varsin sizin yerinize baskasi mudur secilsin, eger icinizde gelecek kaygisi/korkusu yoksa bu sizi niye sikintiya soksun ki?
Tabi ki size sirkette ilerlemek icin calismayi birakin, sertifika toplamayi birakin ya da derslerinize calismayin demiyorum.  Bunlari yapmaya elbette devam edebilirsiniz. Benim tum demek istedigim kendinize ve evrene inanin ve bunlari hayatinizda ogrenme deneyiminizin bir parcasi olarak gorerek ve zevk alarak, gelecek korkusuz bir sekilde yapmaya baslayin. 
kisacasi, gelecek kaygisiyla "an"inizi oldurmeye son verin! 

6-) Spontene yasamayi ogrenin.

 

Evrene guvenmeye baslamaniz demek, onun size gercekten ihtiyaciniz olan seyleri de (firsat olarak) saglayacagina inanmaya baslamak demektir. Uzun suredir gorusmeyi dusundugunuz ama bir turlu firsat bulamadiginiz bir arkadasiniz sizi arayip bulusmak istedigini soylediginde cok yogun olsaniz bile reddetmeyip araya sikistirabilmek demektir. Is cikisi karamsar bir sekilde arabasiz belli bir yere nasil gideceginizi dusunurken is arkadaslarinizdan biri "ben seni gecerken arabayla birakayim" dediginde "ya simdi ayip olur" vs. diye dusunmeyip bu zarif teklifi kabul etmek demektir. Bilmem anlatabildim mi?

7-) Dogayla yalnizca dost degil, entegre de olun!